ajansara önyükleme
HomeBlogDijital Gerçeklik: Hikaye Anlatıcılığında Yeni Bir Çağ
Hikaye Anlatıcılığında Yeni Bir Çağ ajansara

Dijital Gerçeklik: Hikaye Anlatıcılığında Yeni Bir Çağ

Dijital Gerçeklik Pazarlama Dünyasına Nasıl Yardım Edecek?

 

Bu yazımızda, pazarlama profesyonellerinin en güçlü müşteri deneyimlerinden bazılarının hikaye anlatımıyla nasıl ilgili olduğunu ve hikayelerin daha geniş, daha güçlü anlatılara doğru nasıl inşa edilebileceğini açıklıyoruz. Ek olarak markalarını büyütmek ve faydalı iş sonuçları sunmak için dijital gerçeklik ile hikaye anlatıcılığını kullanan markaların örneklerine de bakacağız.

 

 

 

 

Hikaye anlayışımızı analiz etmeye zorlayan dijital gerçeklik, hangi ortamı seçersek seçelim, müşterilerimiz için daha iyi hikaye anlatıcıları olmamıza yardımcı olabilir.

 

 

Dijital Gerçeklik Nedir?

 

Dijital gerçekliğin hızla ilerlemesi birçok markaya hikaye anlatabilmeleri için yeni bir çağa yol açtı.

 

Sormamız gerek soru şu: Teknoloji genellikle hikaye anlatıcısı ve dinleyici arasındaki çizgiyi bulanıklaştırırken, pazarlama profesyonelleri dijital gerçekliği kendi avantajlarına döndürecek şekilde nasıl kullanacaklar?

 

Öncelikle dijital gerçekliğin tanımına ve ne gibi teknolojileri içerdiğine bakalım.

 

Dijital Gerçeklik: Hikaye Anlatıcılığında Yeni Bir Çağ

Kaynak: Deloitte

 

Dijital Gerçeklik tanımı; bir sonraki dijital dönüşümü temsil eder. Kullanıcılarına bilgilerle etkileşim kurma ve bilgi elde etme fırsatı verir. Teknolojiyle etkileşim kurma şeklimizi, artırılmış (AR- Augmented Reality), sanal gerçeklik (VR – Virtual Reality), karma gerçeklik (MR – Mixed Reality) ve 360° video ile aynı anda sezgisel ve veri açısından zengin olan, kullanıcıları tasarımın merkezine getiren, sürükleyici deneyimler aracılığıyla değiştirmesini ifade eder. 

 

Dijital Gerçeklik, gerçek-dünyadaki iş problemlerini çözer ve yeni rekabet avantajı kaynakları oluşturur.

 

Dijital gerçekliği kavrayabilmek için, kapsadığı teknolojileri anlamalıyız. VR, kullanıcıların kendilerini gerçek yerleri veya hayali dünyaları tasvir eden yapay ortamlara kaptırmalarına olanak sağlarken, AR kullanıcıların gördüğü gerçek fiziksel ortamlara ilişkin bağlamsal bilgilere ek bilgi katmanları bindirir, böylece dijital bileşenleri ve deneyimleri gerçek hayatla birleştirir. MR, hem dijital hem de fiziksel nesnelerin – AR/VR ve Nesnelerin İnterneti (IoT) trendleri – (ve bunların verilerinin) bir arada bulunabileceği, birbirleriyle etkileşim kurabileceği yeni ortamlar oluşturmak için sanal ve gerçek dünyaları bir araya getiriyor. 360° video, kullanıcıların her yöne bakmasını sağlayan yeni bir perspektif sunar. IE (Immersive experience) sürükleyici deneyim, diğer teknolojilerin yanı sıra VR, AR, MR ve 360° video kullanılarak sunulabilen çoklu duyusal bir dijital deneyim yaratır.

 

 

Tam ekran izleyiniz! EI – Immersive experience örnek: Far East Consortium – West Side Place Sales Suite Experience

 

 

Emlak sektöründe faaliyet gösteren bir şirketsiniz ve elinizdeki daireleri satmaya çalışıyorsunuz. Tüketicinin bir sürü seçeneği var. Ama aşağıdaki videodaki gibi bir deneyim yarattığınız zaman, kimi seçme olasılığı daha yüksek olurdu. Sizin dairenizi mi yoksa bir başka daireyi mi? Potansiyel müşterilerinizi bu odadan çıktıklarında ikna etmeniz daha kolay olmaz mı? Cevaplar sizde.

Blue at Lavender Bay

 

 

Özellikle markanın iletişimini yapan pazarlama profesyonelleri, duygusal bağlantının iş sonuçlarına yol açabildiğini ve iyi hikaye anlatımının duygusal bağlantılar kurmanın anahtarı olabileceğini bilirler.

 

Çok eski zamanlardan beri, hikayeler deneyimimizin özünde, kimliklerimizi şekillendirmek ve çevremizdeki olayları ve dünyayı anlamlandırmak için kullandığımız araç olmuştur.

 

İyi anlatıldığında, hikayeler sadakat bağı oluşturmak için ilham verebilir ve sosyal hareketler için bir kıvılcım olabilir; hatta beyinlerimizdeki çok karmaşık nöral ağlarımızı bile değiştirebilirler.

 

Günümüzde dijital gerçekliğin hızla ilerlemesiyle, hikaye anlatımında yeni bir çağın başlangıcındayız. Giderek daha fazla sürükleyici ve kendi kendine yönetilen deneyimler sayesinde dijital gerçeklik -artırılmış, sanal ve karma gerçeklik, 360° videolar – dinleyici ve hikaye anlatıcısının rollerini birleştirme özelliğinden dolayı hikaye anlatımı anlayışımızı geniş bir şekilde genişletiyor.

 

Sonuç olarak, duygusal tepkilerin daha önce gelen diğer öykü anlatımı ortamlarından çok daha güçlü olduğu gösterilmiştir.¹ Günümüzde dijital gerçeklik pazarlama profesyonellerine harika bir fırsat sunuyor. Öyle bir fırsat ki, güçlü bir ortam yaratarak ve hikayenin unsurlarını ayrıştırarak, yeniden oluşturuyor.  

 

Katmanları açma: Deneyimi, öyküyü ve anlatımı birbirine bağlama

 

Müşteri dijital gerçeklik sayesinde  markanın oluşturduğu hikayenin sonucunun kontrolünü artırdığı için, pazarlama profesyonelleri müşterilerinin tamamlamak isteyecekleri hikayelere çok daha fazla uyum sağlamalı ve daha sonra onlara ulaşmalarına yardımcı olacak deneyimler yaratmalıdır.

 

Ama öncesinde, hikaye nedir gerçekten? Hikayeyi, bir kişiyi duygusal, fiziksel veya psikolojik olarak bir durumdan diğerine taşıyan bir dizi deneyim olarak tanımlanıyor. 

 

Geleneksel medya sadece hikayeler anlatmamıza izin verdi. Şimdi dijital gerçeklikle, bağlamın önemli olduğu, katılımcının etkileşimli ve sürükleyici bir şekilde “kendi hikayesini anlatabileceği” gerçek zamanlı olarak ortaya çıkacak hikayeler yaratabiliriz.

 

Deneyimli marka anlatıcıları ne olursa olsun, markalarını öyküler ve daha büyük anlatılarla nasıl hizalayacaklarını bilirler – daha geniş bir anlam veya kimlik oluşturan öykü sistemleri gibi-. Dijital gerçeklik, dinleyici ve hikaye anlatıcısını birleştirerek bunu başka bir boyuta taşıyor. 

 

Dolayısıyla, bu ortamla markalar oluşturmada başarılı olmak için, pazarlama profesyonelleri büyük olasılıkla müşterilerinin katılmak istediği bir hikayeyi etkileyebilecek veya yerine getirebilecek deneyimler seçmek zorunda kalacaklar. 

 

Bu neden önemli? 

 

Araştırmalar, müşteri kimliği marka kimliği ile ne kadar bağlı olursa, müşterilerin markaya o kadar sadık olduklarını göstermiştir.²

 

Deneyimler, hikayeler ve öyküler arasındaki bağlantı 

 

Hikaye anlatıcılığını üç temel katmana ayırıyoruz: deneyim, hikaye ve öykü. Dikkatli bir şekilde düzenlendiğinde, hikaye anlatımı, kanal ne olursa olsun markanızla müşteriniz arasında güçlü ve özgün bir bağlantı kurabilir.

 

Deneyim: Bir hikayenin sonucunu etkileyebilecek daha büyük bir hikaye içinde yaşanan bir olay veya an. Bir hikayeye bağlanan deneyimler bir daha unutulmaz ve duygusal olarak oldukça güçlüdür.

 

Hikaye: Bir karakteri bir durumdan diğerine götüren bağlantılı olaylar dizisi.

 

Öykü: Daha geniş bir kültürel anlam oluşturmak için değerleri ve olayları birbirine bağlayan bir hikaye sistemi.

 

Sanal gerçeklik (VR) ve 360° videoları kullanarak macera ve keşifle ilgili marka öykülerini geliştirdi. National Geographic, bir dizi sürükleyici seyahat deneyimi yaratarak okuyucularını hikayenin öznesine dönüştürmeyi hedefliyor.

 

Tam ekran izleyiniz! 360° video olduğu için mouse yardımıyla etrafınıza bakabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

National Geographic okuyucuları, bir muhabirin iç görülerini aktarmakla ilgili daha az içerik sunarak, örneğin, bir Afrikalı filin onlara koşmasının  ya da bir aslanla yakınlaşmanın nasıl bir şey olduğu gibi detaylara yer vererek, katılımcıların kendi deneyimlerini oluşturmasına olanak sağlıyor.

 

VR kullanmalarıyla, okuyucularının kendi hikayelerinin kahramanı haline gelmesi, National Geographic’in okuyucusunun kimliğinin bir parçası olarak, kendisine güçlü bir marka sadakati ve korelasyonu artırmış olur. ³

 

Buna karşın, günümüzde birçok marka dijital gerçeklik uygulamalarını bir hikayeye bağlı olmayan şekillerde hayata geçiriyor. Markanız için hemen bir sıçrama yapmak istiyorsanız hedef kitlenizin bu deneyime alışması çok uzun süre alabilir. İşte bu nedenle, Facebook’taki AR/VR deneyimlerinin başkanı Colum Slevin’in dediği gibi,

 

“Yenilik veya göz kamaştırıcı şeyler değil, hikaye anlatımı bizim kitlesel olarak bağ kurmamızı sağlayan şeydir.” 

 

 

Kesinlikle bir göz atın. Tam ekran izleyiniz!

 

 

 

 

 

 

Deneyimler, hikaye ve öykü arasındaki çizginin nasıl oluşturulduğunu anlamak, güçlü bir marka hikayecisi olmanın çok önemli bir parçasıdır.

 

Şimdi bir sonraki bölümde markanızın keşfedilmesi için doğru hikayeleri nasıl seçeceğinizi keşfedelim.

 

Markalar dikkat: Müşterinizin oynamasını istediği role sadık kalın

 

Markanızı müşterinizin hikayesine yerleştiren deneyimler oluşturmak oldukça güçlü olabilir. Ancak, güçlü bir hikayenin bağlantısını tanımlayabilme imkanınız, bu hikayede bir rol oynamanız gerektiği anlamına gelmez.

 

Markanızın oynayacağı doğru hikayeyi ve doğru rolü belirlemek kritik olabilir. Markanızın oynaması için yanlış hikayeyi veya yanlış rolü seçmek, bir marka öykü anlatma çabasını çarpık bir viral sansasyona dönüştürebilir.

 

Bunu önlemek için markaların oynadıkları öyküyü ve rolü üç temel niteliğe göre seçmeleri gerekir: güvenilirlik, izin ve özgünlük.

 

Güvenilirlik: Hikaye/öykü, müşterilerinizin inandığı ve kişisel olarak yatırım yaptığını hissettiği bir şey mi?

 

Dünya potansiyel hikayelerle doludur ve markanız için doğru olanı belirlemede bir yöntem de müşterinizin zaten önemsediği hikayeleri bulmaktır. 

 

Marka ve müşteriniz arasında paylaşılan değerleri gösteren hikayeler anlatarak güvenilirlik oluşturabilirsiniz.

 

Hikayeleriniz, müşterinizin kimliğine katkıda bulunan kişisel hikayeler de olabilir. Bunlar, bir markanın müşterilerin inandığı bir alanda nasıl fark yarattığını gösteren kurumsal hikayeler olabilir.

 

Örneğin TOMS’un potansiyel tüketicilerine, ihtiyaç duyan çocuklara nasıl ayakkabı teslim edildiğini göstermek için hazırladığı 360° derecelik videolar şeklinde…

 

Özellikle covid-19 sonrası gözler önüne serilen markaların sadece tüketiciyi etkilemek için yaptıkları “sahte amaç”larından sonra, dünyayı daha iyi bir yere dönüştüren gerçek bir marka amacını aşağıdaki 360° derecelik videodan izleyebilirsiniz. 

 

 

Beni gerçekten etkiledi.  360° derecelik video sayesinde hikayenin içinde ve hikayenin bir parçası oldum. Hikayenin bir parçası olmam oradaki çocuklarla ve markanın amacıyla daha güçlü bir şekilde empati kurmama gerçekten çok yardımcı oldu.

 

Bu dijital gerçeklik kampanyasından sonra herhangi bir ayakkabı seçerken kesinlikle daha dikkatli olacağım ve günlük kullanım için alacağım çoğu ayakkabının Toms olma ihtimali çok yüksek. 

 

Özellikle yeni normalde artık markaların show amaçlı değilde gerçek birer amaç edinmelerinin zamanı geldi. Bunu yapmayan markalar gitgide inandırıcılığını kaybedecek ve yok olacak gibi gözüküyor.   

 

 

Aynı zamanda kültürel anlatılarla uyumlu sosyal hikayeler de olabilir, Apple gibi birçok iletişim kanaat lideri tarafından tüm zamanların en büyük etkiye sahip reklamlarından biri olarak kabul edilen ikonik 1984 reklamında bireyselliğin güçlü anlatısından yararlandı.

 

 

 

 

Hikaye ne olursa olsun, hedef kitlenizin arkasındaki değere inanması gerekir ki, bu ilk adımdır.

 

İzin: Müşteriniz hangi rolü oynamanızı istiyor?

 

Müşterilerinizin bir hikayeyi önemsemesi sizin bu hikayeye katılmanızı istedikleri anlamına gelmez. Markanızın taşıdığı izin seviyesi konusunda gerçekçi olmak önemlidir. Son zamanlarda, markaların kendilerini sosyal hareketlerle uyumlu hale getirmeleri daha yaygın hale geldiği için birçoğunun tökezlediğini gördük.

 

 

Markanızın kuracağı  Kahramanın Yolculuğu’nda, kahraman  müşterinizdir. Dünyalarını her gün nasıl yaşadıklarını, başarılı olmak ve hikayelerinde “kahraman” olmak için hangi bilgilere ihtiyaç duyduklarını düşünün, sonra bunu hikayelerinize ilham vermek için kullanın.–Brian Solis, author and analyst at Altimeter Group 

 

 

Bu tür girişimler genellikle yalnızca bir markanın oynamak için otantik bir rolü olduğunda başarılı olabilir—Örneğin, Dove’s Real Beauty kampanyası son on yılda büyüyen vücut pozitifliği hareketi ile uyumlu hale gelmesini sağlıyor. Dove, yüzeysel güzelliği savunan markalara karşın, kendine bakıma katkıda bulunan ve iç güzelliği ortaya çıkarmayı amaçlayan bir marka olarak konumlandırmaya çalışarak, müşterilerinin kendi içlerindeki yaşadıkları tansiyonu düşürmeye yardımcı oluyor.

 

Markanızın oynama iznine sahip olduğu rolü bulmak, müşterinizin markanızından bağımsız, etrafta gezinen bir unsur değil, markanızın kahramanı olduğunu hatırladığınızda daha kolay olacaktır. 

 

Böylece, müşterinizin önemsediği çok sayıda hikaye arasında markanızı kahraman rolünde konumlandırmanın nadir olması gerektiğini kabul edin. Müşterinizin sizi destekleyici bir rol oynarken gördüğü alanlarda fırsat arayın; bu roller büyük olasılıkla daha güçlü bir etkiye sahip olacaktır.

 

Orijinallik: Sunum şekliniz markanıza ve değerlerine uygun mu?

 

Bir müşteri hikayesinde rol oynama izniniz olsa bile, bu durum hedeflediğiniz değeri ve anlatıyı oluşturmanıza yardımcı olacağı anlamına gelmez. Müşteri merkezciliğine doğru olan seçimde, kamuoyunun kaprislerini kovalamak ve onları tatmin etmek çekici olabilir, ancak markanızın uzun vadeli sürdürülebilir olması gereken karakteri kısa vadeli fırsatlar için göz ardı edilmemelidir. Markaların öyküleri zaman içinde tutarlılıkla yaratmaları gerektiğini unutmamak önemlidir.

 

Bunu yapabilmek özellikle müşteri etkileşimi için yeni kanalları test etmek için gezinirken zordur. 

 

Örneğin, normalde yüksek standartlara hizmet eden ve harika bir kişisel satın alma deneyimine sahip markalar, lüks hissini azaltabilecek artırılmış bir gerçeklik (AR) satın alma deneyimi yaratmalı mı? 

 

Gucci’nin 2018 bahar kampanyası, müşterilere belirli mağazalardan bir ürün satın aldıklarında özel artırılmış,  sanal deneyimlere erişim sağladı. Bu, Gucci’nin marka hikayelerini inşa etmek için yeni teknolojiyi keşfederken, münhasırlığını ( exclusive -bir kimse ya da bir şey için ayrılmış olan, sınırlı) sürdürme çabasıydı. 

 

 

Marka itibarının öneminin farkında olmadan, sadece olasılık ve fırsat peşinde koşarsanız, bir kazanım elde etmek yerine duygusal bağlantınızı kaybetmeye başlarsınız.

 

Dijital gerçeklik: Empati, pazarlama sonuçlarını belirler

 

Bu teknolojiler hikayeye bağlı bir şekilde kullanıldığında, birçok kişi tarafından bir  “empati motoru”na dönüşeceği savunulmuştur. 

 

Ve Chris Milk’in aşağıdaki TED konuşmasında dikkat çektiği hikaye oldukça duygusal ve dokunaklı. Hikaye ile güçlü bağlantıyı kullanan pazarlamacılar için sonuçlar doğuruyor gibi görünüyor.

 

 

 

 

Videoyu izlemek istemeyenler için Chris Milk’in TED konuşmasındaki son cümleleri:

 

“Ve bence şu an için sadece sanal gerçekliğin gerçek gücünün yüzeyini kazımaya başladık. Bu, üç boyutlu bir video oyunu değil. Bu, daha önce hiçbir medya aracında görmediğim kadar derin bir yolla insanları diğer insanlara bağlıyor. Ve bu, insanların diğerlerine olan bakışını değiştirebilir. Bence bu sanal gerçekliğin  nasıl dünyayı değiştirecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. “

“Yani, bu bir makine. Ancak bu makineyle daha merhametli hale geliyoruz, daha çok duygudaş oluyoruz ve birbirimize daha çok bağlanıyoruz. En nihayetinde, daha insan oluyoruz.”

Fırsatı açığa çıkarmak: Temelleri sağlam bir şekilde deneme zamanı

 

Dijital gerçeklik öykü anlatımı daha erken zamanlarında, ancak markalarını inşa etmek  için bu ortamı kullanan birçok pazarlama profesyoneli ve işletme için zaten büyük sonuçlar sergiliyor. 

 

Geleneksel medyaya kıyasla, VR ile anlatılan hikayeler genellikle daha güvenilir olarak değerlendiriliyor ve deneyim ne kadar sürükleyici olursa, duygusal tepkiler genellikle o deneyim kadar güçlü hale geliyor. Bu durum pazarlama profesyonelleri için pek çok fırsat sunuyor.

 

Tabii ki, yeni teknolojileri kullanmanın bir tehlikesi de, bu konu hakkında sağlam bir düşünceniz yok ise, markanız için kötü bir deneyim oluşturma ihtimalinin olması. 

 

Bu nedenle, marka hikayesi anlatımının temelleri, dengesi ve öğelerin iyi bir şekilde düzenlenmesi başarılı olmak için önemlidir. 

 

Eğer dijital gerçekliğin potansiyelinden yararlanıp  bir proje denemek istiyorsanız, aşağıdakileri göz önünde bulundurmayı unutmayın:

 

1.  Dijital gerçekliği daha büyük bir hikayeye uygularken dikkatli olun. Yeni teknoloji uygulamalarında, “kullandığınız yeniliğe güvenmek yerine” hikaye üzerinden daha derin bağlantılar oluşturacak şekilde kullanıcıları sürüklediğinizde etkili olacaktır. Etkinlikteki ziyaretçilerinize “ Al bunu tak, son teknoloji acayip bir şey” deyip için boş bir donanım susmaktansa, hem donanım hem kurgusal olarak ( ,yazılım, çevre, hikaye ) bir şeyler sunmanız gerekiyor. Vasat bir şey yapacağınıza hiç yapmayın.

 

2. Hangi hikaye katmanına bağlandığınızdan emin olun. Hikayenin tamamını mı anlatıyorsunuz yoksa daha geniş bir hikayeye veya öyküye katkıda bulunan bir deneyim mi yaratıyorsunuz? Daha geniş bir hikayeyle ilgili olmayan deneyimlerin “hile” olarak kabul edilebileceğini ve zamanla genellikle azalan getiriler sağlayacağını unutmayın. Bağlamı gözden kaçırmayın.

 

3. Müşterinizin markanızın anlatmak istediği hikayeye katılım göstermesi için bir nedeni olduğundan emin olun. Bu kişisel bir istek mi, kültürel bir anlatı mı yoksa arkasında bir kabile olan bir marka değeri mi?

 

4. Markanızı iznine sahip olmadığı bir öyküye veya role uygun hale getirmeye çalışmayın. Markanızın rolü hakkında gerçekçi misiniz? Müşterileriniz gerçekten aynı fikirde mi? Markanızın gerçek bir hikayesini mi anlatıyorsunuz?

 

5. Markanızın oluşturduğu etkiden emin olun. Yarattığınız deneyim, rahatsız edici mi yoksa markanızı mı inşa ediyor? Bunları ortaya çıkmanın yolu deneme yapmaktan geçiyor, ancak bu denemeleri bilinçli olarak ve ölçümlendirmek için yapmak ve sonuçları izlemek kritik derece önemlidir.

 

 

Dijital gerçeklik teknolojisi olgunlaştıkça, müşterilerin giderek kendilerini marka deneyimlerinin sürücü koltuğunda bulmaları bekleniyor; pazarlama profesyonelleri günümüzde kendilerini anlatmak istedikleri hikayelerin daha da az kontrol altına alırken bulmaya devam edecekler. Hikayenin tüm marka deneyimlerinizi bir araya getirmesi gerektiğine sıkı sıkıya sarılmak, müşterilerle/tüketicilerle bağlantı kurmak için dijital gerçekliğin gücünü keşfetmek için gerekli olabilecek korkulukların korunmasına yardımcı olabilir.

 

 

Dijital gerçekliğe hoş geldiniz. 

 

Benzer yazılar

Ajansara e-bülten listesine kayıt olun!

No comments

leave a comment


Yeni gelişmeleri ilk siz öğrenmek ister misiniz?

Anlık bildirime izin verin, en son gelişmeleri kaçırmayın.